Bir ilişkide aslında üç taraf vardır.
İnsan ilişkilerinin en temelinde “ben” ve “sen” kavramları yer alır. Ancak bir ilişki doğduğunda, bu iki bireyin bir araya gelmesiyle yeni bir alan yaratılır: ‘biz’. Sağlıklı bir ilişkinin temel taşı, bu üç boyut arasında dengeli bir şekilde geçiş yapabilmektir. Ne yalnızca ‘ben’ odaklı bir yaklaşım ne de sadece ‘biz’ ekseninde yaşanan bir hayat sürdürülebilir.
‘Ben’ Alanının Önemi
Bir bireyin, ilişkiden bağımsız olarak kendi kimliğini, ihtiyaçlarını ve değerlerini tanımlayabilmesi gerekir. Psikoloji literatüründe bireysel sınırlar (personal boundaries) kavramı, kişinin kim olduğunu belirlemesi ve bu kimliği koruması için hayati bir öneme sahiptir. Eğer bir ilişki içinde “ben” tamamen yok olursa, bireyin kendilik algısı zayıflar ve bu durum uzun vadede tükenmişlik, mutsuzluk ve kaygıya neden olabilir.
Kendi alanını koruyabilen birey, ilişki içinde daha sağlıklı bir şekilde var olabilir. Hobiler, arkadaş çevresi, kişisel hedefler ve bireysel zaman, bir insanın kim olduğunu belirleyen temel unsurlardır. Bunlardan vazgeçmek, bireysel benliği aşındırır.
‘Sen’ Alanına Saygı
Bir ilişkinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi, karşıdaki bireyin de bir ‘ben’ olduğunu unutmamakla mümkündür. Empati ve saygı, bu noktada devreye girer. Partnerin bireysel ihtiyaçlarına, alanlarına ve sınırlarına saygı göstermek, ilişkinin sürdürülebilirliğini sağlar. Aksi halde, bir tarafın diğerine baskın çıktığı ve bireysel özgürlüklerin yok olduğu bir dinamik oluşur. Bu durum genellikle bağımlı ilişkiler (codependency) veya güç dengesizlikleriyle sonuçlanabilir.
‘Biz’ Alanını İnşa Etmek
‘Biz’, ilişkilerin ortak noktasıdır. Ancak bu ortaklık, bireylerin kendi benliklerinden vazgeçmesi anlamına gelmez. Sağlıklı bir ‘biz’ alanı oluşturmak, ortak değerler, hedefler ve paylaşılan deneyimler üzerinden gerçekleşir. Ortak ilgi alanları oluşturarak bu aktiviteleri birlikte yapmak, birlikte gülmek ve ortak anılar biriktirmek, günlük hayatın koşuşturmacasında düzenli ‘biz’ zamanı yaratarak birbirinize değer verdiğinizi göstermek, ortak hedefler belirlemek, ortak kararlar almak ve gelecek planlarını birlikte yapmak bu alanın temel yapı taşlarıdır. Ancak bu alanın sağlıklı bir şekilde var olabilmesi için ‘ben’ ve ‘sen’’in dengede kalması şarttır.
Nasıl Bir Denge Sağlanır?
- İletişim:Partnerlerin ihtiyaçlarını ve beklentilerini açıkça dile getirmesi, yanlış anlamaların önüne geçer.
- Sınırlar:Her iki tarafın da bireysel sınırlarına saygı gösterilmelidir.
- Zaman Yönetimi:Bireysel ve ortak zamanları planlamak, her iki alanı da besler.
- Empati:Karşı tarafın perspektifini anlamaya çalışmak, güveni artırır.
- Kendi Kendine Yeterlilik:İlişkide mutlu olmanın yanı sıra, bireyin kendi başına da mutlu olabilmesi önemlidir.
Sonuç olarak, ‘Sen, ben ve biz’ arasında kurulamayan denge, ilişkiyi bir mücadele alanına dönüştürebilir. Sürekli ‘ben’ odaklı bir ilişki, bencillik ve izolasyon yaratırken; sadece ‘biz’ odaklı bir ilişki, bireylerin kendi istek ve ihtiyaçlarını ihmal etmesine ve uzun vadede duygusal tükenmişliğe yol açabilir.
Psikolojik açıdan bakıldığında, bireysel kimliğini koruyabilen ve aynı zamanda ilişkiye katkıda bulunabilen insanlar, daha tatmin edici ilişkiler yaşar. Bu durum, hem bireysel hem de çift olarak psikolojik sağlamlığı artırır. İlişkilerde ‘Sen’, ‘Ben’ ve ‘Biz’ dengesi, , yalnızca birbirine bağlı iki insan yaratmakla kalmaz, aynı zamanda birbirini destekleyen iki güçlü bireyi ortaya çıkarır.